Plan

Hasan YAVAŞLAR 3 Mart 2019
Hasan YAVAŞLAR

Bir planınız yoksa, başkalarının planının bir parçası olursunuz… Türk sporunu en iyi anlatan cümle bu olsa gerek.
Amatör maçları oynatabilmek için binbir güçlük yaşanıyor. Taban birlikleri akla karayı seçiyor, kulüpler ayakta kalabilmek için türlü badireler atlatıyor. Futbolcular yol parasını cebinden vererek sahaya gidiyor, yöneticiler emekli maaşından artırdıkları ile kulüpleri ayakta tutmaya çalışıyor.
Ancak büyük paraların döndüğü profesyonel liglerde, adeta ego tatmini, savurganlık ve hoyratlık yaşanıyor.
Antalya’da Süper Amatör Küme ve 1. Amatör Küme’de kıran kırana maçlar oynanıyor. Küçük birkaç olay dışında fazla tatsız olay yaşanmıyor. Kulüp yöneticileri, teknik adamlar, hakemler, saha komiserleri ve diğer görevliler görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor.
Bir takımın ilçedeki maçını oynayabilmesi uğruna, ulaşım ve diğer masraflarını karşılamak için adeta şapkadan tavşan çıkarılıyor. İşadamlarından, belediyelerden ve kurumlardan 1-2 Bin TL gibi rakamlar tedarik edilip bir şekilde yola devam ediliyor.
Ancak Antalyaspor’da sadece bir futbolcuya verilen 29 Milyon TL’yi bulabilmek için şehrin göbeğinde binlerce sporcunun maç ve antrenman yaptığı saha akaryakıt istasyonuna çevriliyor, kimseden ‘çıt’ yok. Değerinin altında bir işadamına veriliyor, millet sus-pus. Bugüne kadar olduğu gibi Antalyaspor ismi ile şehrin kurtarılmış bir bölgesi daha ranta teslim ediliyor.
Antalyaspor’un transfer politikasındaki plansızlık, rant avcılarının menfaatine dönüştü, gençlerin spor yapabildiği, şehrin nefes aldığı bir bölge daha elden çıkarıldı.
Çünkü, plansız bir hayat, temeli atılmamış bir bina gibidir.
Süper Lig’de bu sezon en çok Fenerbahçe’nin başarısızlığı ve hakemlerin fahiş hataları konuşuluyor.
VAR sistemine rağmen büyük hatalar yapmayı başaran hakemler, adeta dökülüyor.
Antalyaspor’un ilk yarıda Galatasaray ile oynadığı maçı izleyenler, ne demek istediğimi anlamıştır. Aynı şekilde Başakşehir maçı… Bu iki takımın ligde ilk 2 sırada olması ayrı bir tesadüf.
Yaşanan tüm olayların ardından MHK istifa etti ve yerine yenisi geldi.
Yetmedi, dün sabah Milli Takımlar teknik direktörlüğüne Şenol Güneş’in getirildiği açıklandı.
Ancak bu açıklamadan saatler sonra, TFF Başkanı Yıldırım Demirören istifa etti.
Bu kadar plansız yaşamak için özel bir çaba içinde olmak gerektiğini düşünüyorum.
Şayet istifa edeceksen, milli takım için neden teknik adamla anlaşıyorsun. Hem de 4 yıllığına.
Yeni gelen federasyon yönetimini, Şenol Güneş ile çalışmak zorunda bırakmak nasıl bir mantıktır?
Federasyonu yöneten insanlar, kendi holdinglerini acaba aynı kafa yapısı ile mi yönetiyor?
Her işadamı futboldan anlamayabilir.
Ancak işadamlığının gereği, yönettiği kurumu kar ettirmesi, en azından zarar ettirmemesi gerekir.
Aynı yönetim, yayıncı kuruluş ile yaşadığı sorun nedeni ile daha geçen hafta federasyonu 80 Milyon Dolar zarara uğrattı. Birkaç yıl önce milli takımlar teknik direktörlüğünden ayrılan kişime akla zarar tazminatlar ödedi.
Bu ve bunun gibi örnekler çoğaltılabilir.
Futbol federasyonunu, hayır sebili gibi gören anlayış, en büyük darbeyi ülke sporuna vurdu.
Amatör kümede Bin TL bulamadığı için maçlara çıkmayan bir ülkede yaşıyoruz. Futbol kalitemiz artmazken, ekonomik anlamda bu kadar savurgan olmak, bir dramdır. Orta ve uzun vadeli planlamanın olmaması, en azından gençlerin ve şehirlerin geleceklerini işbilmez yöneticiler yüzünden kaybedilmesi ise katliamdır.

Yazarın tüm yazıları